Merhaba demek çok malca oluyor bazen. Kime merhaba diyeceğim ki? Her neyse. Adım kim olduğunu bilirsin sen. Kendin bir isim koyabilirsin. Aslında saklamak da malca. Telefonumun içindeki şarkıları değiştirmekten üşendiğim için, otobüste falan hep aynı şarkıları dinlemekten midem bulanır ama hala değiştirmem. Hiç dinlemediklerimi de silmem. Roma rakamlarını bile karıştırırım hala. Salak bir bölümde okuyup, ortalamamı yüksek tutmaya çalışan bir ineğim. Ünlü olma çabam yok. Twitter ve Tumblr'da binlerce follower yakalamış insanların sözlerini RT edip veya buradaki yazılarını beğenerek götlerini kaldırmam. Ama kalkmış kalkacağı kadar mesela. Salak salak marjinal fotoğraflar çekmeyi sevmem. Çıplak ayaklardan nefret ederim. Özellikle kırmızı ojeliyse. Kırmızı ojeden de tiksinirim. Tumblr'da herkesin özentilikten öleceğini gördüğüm üzere, buraya sık uğramam. Ama niye hala var onu da bilmem. Kendimce yazarım, çizerim, çekerim. Herkesin bir topuklu ayakkabı, yakıdan çekilmiş sigara, kahve fincanları, dudaklar, eller fotoğrafları muhakkak görürüm. Binlerce beğeni toplamasını da anlamam. Anlamam işte. Anlamsız çünkü. Bunları da çok özenti bulurum. Her neyse ben kıl bir insanım. Bu bahsettiklerimde zaten bana bayılmıyordu.